19 Eylül 2020 Cumartesi

SONBAHAR DEPRESYONU NEDEN OLUR?


Genellikle depresyon belirtileriyle aynı belirtileri veren bir duygu durum bozukluğudur ve Mevsimsel Depresyon olarak da bilinir.Sonbaharın gelmesiyle birlikte başlar ve yaz başına kadar sürer.
Mevsim değişikliğine bağlı olarak saç dökülmeleri,iştahsızlık,mide problemleri,baş ağrısı gibi bazı rahatsızlıklarla birlikte görülebilir ve genellikle her yıl aynı dönemlerde tekrar eder.
Cinsel istekte azalma, sıkıntı ve çaresizlik duygusu, neşesiz ve sinirli bir ruh hali, uykusuzluk çekme ya da yoğun olarak uyuma isteği, sabahları yorgun ve bitkin uyanma, hareketlerde yavaşlama, geçmişe dönük pişmanlık ve suçluluk duyguları depresyon belirtileridir ve özellikle sonbahar aylarında bu belirtilere daha sık rastlanmaktadır.
Depresyon tanısıyla tedavi edilenlerin % 65’ini Sonbahar Depresyonu yaşayanlar oluşturmaktadır.Bu bakımdan tüm depresyon vakaları içinde en sık görülen türüdür.

Sonbahar Depresyonunun Sebepleri Nelerdir?

Bu konuda değişik görüşler öne sürülmekteyse de iki ayrı sebep üzerinde durulmaktadır.Bunlardan ilki, sonbaharın ve kışın gelişiyle birlikte azalan güneş ışığının hormonları ve uykuyu düzenleyen biyolojik saatin bozulmasına neden olduğudur.İkinci sebep olarak ise yine güneş ışığının azalması nedeniyle beyindeki kimyasal maddelerin salgılanmasında sorunlar oluştuğu ve bu sorunların kişiyi depresyona açık hale getirdiği
öne sürülmektedir.Her iki halde de yeterli güneş ışığına çıkmanın sorunu çözümlediği düşünülmektedir.
Bu durumda Sonbahar Depresyonu’na Biyolojik ve Psikolojik sebepler olarak iki ayrı pencereden bakmak mümkündür.

Biyolojik Sebepler:
Bahar ve yaz mevsimiyle beraber güneş ışınları dünyaya dik açıyla gelir ve gözlerimiz yoluyla vücudumuzda kimyasal enerjiye çevrilir.Bu işlemler sırasında da mutluluk hormonu olarak bilinen Serotonin üretimi artar. Aynı şekilde beynimizde bulunan epifiz bezi de melatonin üretiminden sorumludur ve bu hormon karanlık, ışıksız ve kasvetli ortamlarda yoğun olarak üretilir ve uyku hormonu olarak da bilinir.
Gözlerimiz ışık enerjisini kimyasal enerjiye çevirebildiğinden bu hormonların üretimini direk etkileyen bir işlev görmektedir.
Bundan dolayı sonbaharda güneş ışıklarının zayıflaması mutluluk hormonunun salgılanmasını azaltıp,uyku hormonunun üretimini artırdığı için beyin kimyasının değişmesine ve buna bağlı olarak da depresyona yol açmaktadır.Mevsimsel Depresyon sonbaharın gelmesiyle başlar ve kışın da görülebilir.Ancak yazın yoğun güneş ışığına alışan insan vücudu,sonbaharın gelmesiyle birlikte birden bire azalan güneş ışığının yokluğuna uyum gösterme konusunda sıkıntılar yaşamakta ve bu sebeplere bağlı olarak Sonbahar Depresyonu daha sık görülmektedir.

Psikolojik Sebepler:
Psikolojik sebepler içinde en bilineni sonbaharın insanları hüzünlendirdiğidir.Özellikle gençler için yaz aşkları ve ışıltılı günlerin sonu anlamına gelir.Yaprakların kuruyup sarardığı günlerin ardından kasvetli kış günlerinin ve soğuk havaların geleceğini bilmek,kapalı yerlerde kalmak zorunda olmak,denizin,güneşin ve yazın hareketli
günlerinin biteceğini düşünmek depresif ruh halini tetiklemektedir.
Aynı şekilde yaşlı insanlar mevsimsel değişikliklerden daha yoğun olarak etkilenmektedirler.Özellikle sonbahar ve kış aylarının zaten duygusal bir yapıda olan yaşlıları daha hassas ve kırılgan hale getirdiği, bundan dolayı yaşı ilerlemiş insanlarda depresyonun daha ağır seyredebileceği unutulmamalıdır.
Tüm bunların dışında bir de genetik olarak depresyona yatkınlık varsa sonbahar depresyonu için ortam hazırlanmış demektir.

SONBAHAR DEPRESYONUNUN BELİRTİLERİ

Belirtiler bilinen depresyon belirtileriyle hemen hemen aynıdır.
• Mutsuz,isteksiz ve umutsuz olma hali.
• Uyku bozuklukları; uykusuzluk ya da aşırı uykulu olmak.
• Kendini suçlu hissetme ve değersizlik duygusu.
• Dikkat eksiklikleri, odaklanamama.
• Aşırı kilo alma ya da kilo kaybı.
• Sinirlilik,gerginlik.
• Sürekli bir üzgünlük hali.
• Yorgunluk,halsiz ve bitkin olma durumu.
• Kaygı bozuklukları.
• Ölüm ve intihar düşünceleri ve intihara yönelme.
Depresyon ciddi bir duygu durum bozukluğudur ve zamanında doğru müdahale edilerek tedavi edilmezse sonuçları olumsuz olabilir.Özellikle ağır depresyon durumlarında kişinin intihara eğilimi olacağı ve bu yönde bir davranışa gireceği bilinmelidir.

Mevsimsel Depresyonun Kadınlarda Görülme Sıklığı ve Nedenleri:

Depresyon geçirme riski tüm insanlar için % 15’tir ancak bu oran kadınlar açısından bakıldığında % 25 gibi yüksek değerlere ulaşmaktadır.Kadınlarda görülen bu yüksek orana neden olarak kadınların hormonal değişiklikleri daha yoğun olarak yaşamaları gösterilmektedir.Bir diğer nedenin ise hamilelik ve doğum gibi biyolojik faktörler olduğu düşünülmektedir. Bu dönemlerde kadınların depresyona yakalanma risklerinin çok daha yüksek olduğu da görülmektedir.
Kadınların normalde erkeklerle kıyaslandıklarında depresyon geçirme riskleri bu kadar yüksek iken mevsimsel depresyon geçirme oranları tam dört kat daha artmaktadır.Yani her bir erkeğe karşılık dört kadın mevsimsel depresyona yakalanmaktadır ve bu durum yoğun güneş ışığı alan ekvatordan uzaklaştıkça artmaktadır.

Ayrıca kadınların taşıdıkları ev içi sorumlulukların da depresyonu ve özellikle bu türünü tetiklediği düşünülmektedir.Sonbaharla birlikte okulların açılıyor olması,okul,ders,sınav telaşını yaşayan annelerde stresin artmasına yol açmaktadır.Tatil ve dinlenmeyle geçen yaz günlerinden sonra birdenbire böyle bir yoğunluk mevsimsel depresyona zemin hazırlayabilir.
İki yıl üst üste aynı dönemlerde bu tip bir duygu durum bozukluğu yaşayan herkes mutlaka bir uzmandan yardım almalıdır.Böyle bir durumda mevsimsel depresyon geçirme olasılığı düşünülmelidir.Depresyon ciddi bir sorun oluşturabilir ve kişinin hayatını çok zorlaştırabilir.

Tedavi yöntemleri:

Tedavi depresyon tedavisiyle aynı olacaktır.İlaçlı tedavi ve terapiler yoluyla tedavi edilebilir.Mevsimsel depresyonda ek olarak son yıllarda uygulanmaya başlayan ışık tedavisi de uygulanmaktadır.
Tedavi de ilaç ve psikoterapi aynı anda uygulandığında daha olumlu ve çabuk sonuç alınmaktadır.İlaçlı tedavi üç aydan başlayan ve duruma göre 1.5 yıl ile 2 yıl sürebilen bir döneme yayılabilir.Uygulanan tedavide kalıcı ve doğru sonuçlar alabilmek açısından kararlı olmak ve tedaviyi yarım bırakmamak en önemli kuraldır.
Daha önce depresyon yaşamış kişilerin tekrar bu sorunu yaşama ihtimalleri diğer insanlara göre daha fazladır.Depresyonun tekrarlama riski olduğu unutulmamalıdır.Ancak bu her depresyon geçiren kişinin tekrar depresyon geçireceği anlamına gelmez.Bu açıdan tedavide uzman hekimin ve terapistin önerilerine uymak, tedavi aşamalarını dikkatle takip etmek önemlidir.
Mevsimsel depresyon tedavisinde son yıllarda uygulanmaya başlayan ışık tedavisi de bir seçenektir.Bu yöntemde amaç,beynin eksikliğini hissettiği güneş ışığının dışarıdan verilmesi yoluyla hormon salınımlarını yeniden düzenlemektir. İlaç ve terapilere ek olarak bir diğer tedavi seçeneği alternatif tıp olarak bilinen bitkisel karışımlardır.Örneğin kantaron otunun depresyonun etkilerini azalttığı öne sürülmektedir.
Yine de tedavi yöntemlerini belirlerken mutlaka uzman doktor ve terapistlerden bilgi almak ve onların önerilerine göre bir yol belirlemek gerekir.



23 Temmuz 2019 Salı

YALAN DÜNYA


Çok fazla da anlam yüklemeyin dünyaya.
Yarısı şükür, yarısı sabır.
Yarısı teselli, yarısı kahır.
Kimseyi de bilmeden yargılamayın, herkesin derdi kendine ağır.
Anlatmak ve anlaşılmak için de fazla yormayın kendinizi;
insanların yarısı samimiyetsiz, diğer yarısı size sağır.
Ve unutmayın asla, ne kadar zorlarsanız zorlayın, sonuçta her şey olacağına varır...!

UğurGökbulut..
ALINTIDIR

30 Ocak 2019 Çarşamba

YOLUN SONU GÖRÜNÜNCE

İlgili resim



Yazar Emma BOMBECK ölmeden önce yazmış;

"Hayatımı yeniden yaşayabilseydim eğer;
Hastayken yatağa girer dinlenirdim.
Ben olmadığım zaman her şey kötüye gidecek diye düşünmezdim..
Gül şeklindeki pembe mumu yakardım..
Daha az konuşur, ama daha çok dinlerdim..


Kirlense, masa örtüm lekelense bile daha çok arkadaşımı
akşam yemeğine davet ederdim..

Oturma odasında TV seyrederken, patlamış mısır yer, şömineyi yakmak isteyen birisi olduğunda ona engel olmazdım.. Yerler leke olacak diye korkmazdım.. Bana gençliğini anlatmaya çalışan dedeme daha çok vakit ayırırdım.. Kocamın sorumluluklarını daha çok paylaşırdım..

Saçım bozulmasın diye, arabanın camının açılmasını önlemezdim..
Eteğimin lekelenmesine aldırmadan çimlere otururdum..
TV seyrederken daha az, hayata bakarken daha çok ağlar ve gülerdim.. Ömür boyu garantilidir denilen hiçbir şeyi satın almazdım..

Hamileliğimin bir an önce sona erip, doğum yapmayı dilemek yerine, hamile olduğum her anın tadını çıkarır ve içimde bir canlı yaratmanın ne kadar harika olduğunu fark ederdim.. Bu o kadar nadir bir olay ki.. Mucize gibi bir şey..

Çocuklarım beni öpmek istediklerinde, asla "Önce git ellerini yüzünü yıka" demezdim.. Onlara daha çok "seni seviyorum",
ondan da daha çok "özür dilerim" derdim..
Ama başka bir hayat verilseydi en çok yapacağım şey;
her dakikasını değerlendirmek olurdu..

Dikkatle bak.. Gerçekten gör.. Yaşa.. Vazgeçme..
Küçük şeyler için şikayet etmekten vazgeç..
Bana benzemeyenler, benden daha çok şeye sahip olanlar
ve kimin ne yaptığı beni ilgilendirmezdi..
Bunun yerine, ilişkilerimi güçlendirmeye çalışırdım..
Sahip olduğunuz ruhsal, fiziksel ve duygusal her şey için
şükredin.. Tek bir hayatınız var ve bir gün sona eriyor..
Umarım her gününüzü değerlendirirsiniz.

Emma Bombeck

13 Eylül 2018 Perşembe

İÇİMİZDEKİ ŞEYTAN


Sabahattin ALİ 'nin 1940 da yayınlanan en güzel eseri ...


En anlamlı sayfası bence...
Yüksek insan dışına değil,içine kıymet verendir...

26 Temmuz 2018 Perşembe

KARPUZ EN SULU EN KIRMIZI MEYVE

Yazın en güzel yiyeceği Karpuz...
Karpuz faydaları saymakla bitmeyen meyveler arasında yer alıyor. Karpuz kalorisi herkesin kafasında soru işareti bıraksa da yeterli miktarda tüketilen karpuzun faydaları bedeniniz için şifa kaynağı olduğunu gözler önüne seriyor. Peki karpuzun faydaları neler? Sadece serin havalarda içinizi ferahlatmanın dışında bakın karpuz faydalarıyla bedeninize ne gibi yararlar sağlıyor...
Karpuzun sağlığa faydaları saymakla bitmiyor. Bir porsiyonu 50-60 kalori olan karpuz yazın hem serinlik veriyor hem de tatlı ihtiyacını karşılıyor. Ancak karpuzun alınması gereken miktarı kişinin cinsiyetine, hareketine, sağlık durumuna, boy ve kilosuna göre değişmeli. 

MİKTAR KİŞİYE GÖRE DEĞİŞİR

1 porsiyonu 200 gram olan karpuzun 50-60 kaloridir. Yazın hem hafif hem de sağlıklı bir yemek için karpuz gün içinde öğünlere eklenebilir. Ama karpuz da her meyve gibi fruktoz (meyve şekeri) içerir ve kalorisi vardır. Kişinin tüketeceği karpuz miktarı alması gereken kaloriye göre değişir. Alınması gereken kalori de kişinin cinsiyetine, hareketine, sağlık durumuna, boy ve kilosuna göre değişir. Günde ortalama 2-3 porsiyon karpuz tüketilebilir ama bu miktar kişiye göre değişir.

ŞEKER HASTALARI ÖLÇÜLÜ TÜKETMELİ

Karpuzu herkes tüketebilir. Karpuzun sıvı içeriği yüksek olduğu için sıvı kısıtlaması olan böbrek hastalarının dikkat ederek tüketmeleri gerekebilir. Şeker hastaları karpuz tüketebilir ama porsiyona dikkat etmelidir. Çünkü meyve şekeri kan şekerini yükseltir ve miktarı fazla olursa kan şekerinde istenmeyen yükselmelere neden olur. Diyabetli kişiler karpuz tüketecekleri zaman porsiyona dikkat etmeli 1 öğünde 1 porsiyondan fazla tüketmemelidir.

FAYDALARI SAYMAKLA BİTMİYOR
  • Günlük meyve ihtiyacını karşılar.
  • Lif içerdiği için bağırsakları çalıştırır.
  • Su içerdiği için günlük tüketmemiz gereken sıvı ihtiyacını karşılar.
  • Kırmızı meyvelerde antosiyanin ve likopen yüksektir ve bunlar kalp hastalıkları, kalp krizi ve bazı kanser türlerine (özellikle prostat) karşı koruyucudur.
  • C vitamini ve folik asit yüksektir. C vitamini hastalıklara karşı koruyucu en iyi antioksidan vitaminlerden biridir.
  • Kırmızı meyveler inflamasyonu azaltır ve antioksidan özelliklere sahip bazı flavonoidler içerir. Karpuzun bu nedenle hastalıklara karşı koruyucu ve bağışıklığı güçlendirici etkisi vardır.
  • Uzmanlar spor sonrası karpuz suyu içip,karpuz yemenin kas ağrılarını yok etttiğini açıklıyorlar...
  • Bol su ve lif içeriğinden dolayı böbrekleri çalıştırır,kilo vermeye yardımcı olur...

25 Haziran 2018 Pazartesi

HAYATINIZI KOLAYLAŞTIRACAK ÖNERİLER!!!

Bazen hayatımızı kolaylaştıracak pratik çözümler aradığımız olaylarla karşılaşırız....
Bunlardan bazılarını paylaşmak istedim...
Arı ve Sivrisinek Sokmaları İçin
Kesme şekeri hafif ıslatın, sokulan kısmın üzerine hafifçe bastırın zehiri alır ve kaşınmayı şişmeyi önler.

Kavun Kokusu
Buzdolabındaki kavun kokusu son derece rahatsız edicidir. Bunu gidermek için, dolaba sirke ile ıslatılmış bir peçete koymanız yeterli olur.
Egzersiz sonrasında kaslarınız geriliyorsa... 
Kulağa garip gelebilir ama birkaç yudum turşu suyu için. Bu, anında gevşemenizi ve ağrının giderilmesini sağlar.
Domateslerin çabuk çürümesini önlemek için koparılan kısımlarının aşağıda kalması gerekir. Bu sayede domatesin koparıldığı yerden nem ve hava girişi engellenmiş olur. Ayrıca domatesler oda sıcaklığında buzdolabında olduğundan daha uzun süre dayanır.
Tencerenin başında beklemek istemediğiniz zamanlarda taşmasını önlemek için tahta bir kaşığı tencerenin üzerine yatay şekilde yerleştirebilirsiniz.
Ütü Yaparken
Ütü yapmayı kolaylaştırmak ve süreyi azaltmak için, ütü masasının kılıfının altına alüminyum folyo koyun. Sıcağı geri yansıtacağından ütü yapmak daha kolay olacaktır.
Cam Silerken
Camlarınızı silerken suyun içine biraz tuz koyarsanız hem daha kolay temizlenir hem de tertemiz, pırıl pırıl olur.
Sütün Taşmaması İçin
Sütü kaynatacağınız tencerenin ağız kısmına sıvı yağ sürerseniz sütün taşmasını önlemiş olursunuz...
Daha fazla pratik bilgiye ulaşmak için tıkkkkk

13 Şubat 2018 Salı

AYÇEKİRDEĞİNİN FAYDALARI





1. Kalp damar sağlığını geliştirir:Ayçekirdeği, kalp damar sağlığını güçlendiren iki besin bileşeni içermektedir: E vitamini ve folat.

Bir su bardağının dörtte biri miktarında ayçekirdeği günlük E vitamini ihtiyacımızın yüzde 60’ından fazlasını içermektedir. Bu esansiyel vitamin, önemli bir antioksidan işlevi görmektedir ve dengeli düzeylerde bulunan E vitamini kalp damar hastalıklarından dolayı erken ölüm riskini toplamda daha fazla düşürülmesiyle bağlantılı bulunmuştur. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Baha Aydoğ, E vitamininin,beyin sağlığını ve hücre zarlarını kızarıklık ve şişmeye karşı korumak için serbest radikallerin temizlenmesine yardımcı olduğunu belirtiyor.

2. Fitosteroller sağlıklı kolesterol düzeylerini destekler: Ayçiçeği, yüksek düzeyde fitosterol içermektedir. Bu fitosteroller kolesterole benzer fiziksel özelliklere sahiptir; araştırmalar ayçekirdeğinin sağlıklı kolesterol düzeylerini desteklediğini pek çok kez göstermiştir.

3. Zengin Magnezyum Kaynağı: Magnezyum eksikliği, kalp damar, sinir ve bağışıklık sistemlerini etkileyen çeşitli sağlık sorunlarına yol açabilir.

Bir su bardağının dörtte biri miktarında ayçekirdeği, günlük tavsiye edilen magnezyum değerinin yüzde 25’inden daha fazlasını temin eder. Bu da beyniniz, kalbiniz, kaslarınız ve daha fazlası için koruma sağlar! Türkiye’de 65 yaş üzeri nüfusun yüzde 8’ine tekabül eden tahmini 400 bin kişinin Alzheimer hastalığına yakalandığı hesaplanmaktadır. Bu rakamın 2030 itibariyle iki kat ve 2050 itibariyle ise üç kattan daha fazla artacağı tahmin edilmektedir.

4. Sağlıklı duygu durumunu destekler: Ayçiçeğindeki magnezyumun ilave bir faydası da vardır, sağlıklı bir duygu durumu sağlar. Yüz yılı aşkın bir süre önce, depresyonlu hastalara magnezyum sülfat verilmekteydi. Magnezyumun başarısı ve güvenli olması, onu değerli bir seçenek haline getirmiştir. Günümüzde magnezyum ruh sağlığına yönelik homeopatik terapilerde önemli bir rol oynamaktadır.

5. Selenyum içerir: Güçlü bir Antioksidan ve Tiroit Sağlığı için Mükemmel Ayçekirdeği esansiyel bir besin olan selenyum içermektedir. Çalışmalar, selenyumun antioksidan fonksiyonunda rol oynadığını ve vücuttaki kızarıklık ve şişkinliği azaltmaya yardımcı olduğunu göstermektedir. Ayçekirdeği aynı zamanda tiroit hormonunun metabolizmasında kritik bir role sahip olduğu yakın zamanda tespit edilmiştir. Selenyumun hasar gören hücrelerin DNA onarımını uyarma yeteneğine sahip olduğu da belirlenmiştir".ALINTIDIR.

28 Ocak 2018 Pazar

ÇOCUKLARIMIZI KENDİMİZ İÇİN YÖNLENDİRMEYELİM...

 Maviannenin paylaşımına yaptığım yorumun düşüncelerimi yansıttığını ve birkaç gündür arkadaşlarımla da tartıştığım konuya ışık tutttuğunu bildiğimden bende aynı konu için yazdım....
Mavianne ;çok sevdiğim takdir ettiğim ve hep takibinde olduğum güzel kadın...Çevre Mühendisi ve aynı zamanda çok yönlü bir yazar,anne...Bugünkü paylaşımı burada

Onun paylaşımındaki şiir  Halil CİBRAN 'ın şiiri...

Çocuklarınız sizin çocuklarınız değil,
Onlar kendi yolunu izleyen Hayat'ın oğulları ve kızları.
Sizin aracılığınızla geldiler ama sizden gelmediler
Ve sizinle birlikte olsalar da sizin değiller.
Onlara sevginizi verebilirsiniz,düşüncelerinizi değil.
Çünkü onların da kendi düşünceleri vardır.
Bedenlerini tutabilirsiniz,ruhlarını değil.
Çünkü ruhları yarındadır,
Siz ise yarını düşlerinizde bile göremezsiniz.
Siz onlar gibi olmaya çalışabilirsiniz ama sakın onları
Kendiniz gibi olmaya zorlamayın.
Çünkü hayat geriye dönmez,dünle de bir alışverişi yoktur.
Siz yaysınız,çocuklarınız ise sizden çok ilerilere atılmış oklar.
Okçu,sonsuzluk yolundaki hedefi görür
Ve o yüce gücü ile yayı eğerek okun uzaklara uçmasını sağlar.
Okçunun önünde kıvançla eğilin
Çünkü okçu,uzaklara giden oku sevdiği kadar
Başını dimdik tutarak kalan yayı da sever

HALİL CİBRAN

Ve benim Mavi annenin paylaşımına yaptığım yorum;
"Çok doğru sonuna kadar katılıyorum...Hele ben olmasaydım sen olmazdın,ben sana baktım büyüttüm sende bana bakacaksın diyen ana babalara çok kızıyorum...Çünkü sen kendi zevkin için çocuk doğurdun,çocuk sevgisini tatmak onunla eğlenmek,kendini isbat etmek istedin! Peki o çocuk doğmak istedi mi? HAYIR....O halde çocuklarımıza sahip çıkalım yanlarında olalım ama hiçbir zaman bize bağımlı olmalarını bizim için yaşamalarını istemeyelim...Dünya devri daim...Biz evlendik çocuk sahibi olduk o duyguları tattık,şimdi sıra çocuklarımızda deyip saygı duyalım ve sevgiyle yaklaşalım...Elbette ihtiyacımız olduğunda onlarda bizim yanımızda olacaklardır ama lütfen bu olayı bir zorunluluk haline getirmeyelim ve dua edelim....Sevgilerimle"....

29 Aralık 2017 Cuma

VAV HARFİNİN ANLAMI-VAV KOLYE

Çok severek aldığım ve kullandığım vav kolyemin anlamını merak edip araştırdım...
 Arapçadan başka  Farsça, İbranice ve Osmanlıca gibi dillerde de gördüğümüz vav, Arap alfabesinin 26. harfidir. Aynı zamanda “Ebced” hesabında “6” yı temsil eder. Bu da, kainatın yaratılışından imanın şartına kadar bir çok sırrı barındırır içerisinde…
Hattatların da en çok kullandığı ve yapmakta zorlandığı Vav, duruşuyla nam salmış bir harftir. Mesela şair de,
“Kulluğun manası vavdadır, elif uluhiyetin ve ehadiyetin simgesidir.
O yüzden Lafz-ı ilahi elifle başlar. Elif kainatın anahtarıdır, vav kainattır.”  demiş dizelerinde.

İlahi anlamıyla bilinen vav, bir yandan anne karnındaki bebeğin duruşuna benzetilirken bir yandan da secde etmiş insana benzetilir. Secde halindeki insan da kulluğu hatırlatır bize ve en çok da kimin kulu olduğumuzu hatırlatır…
Anne karnında bir bebek secdede bir kul. son nefeste sonsuz bir huzurdur vav. Her dem baş tacıydı hattatların ilk öğretilen ilk öğrenilen harf vav harfi. O yazılsa gelir peşinden diğerleri. Çünkü o harf ki her kelimeyi birleştiren bir araya getiren harf bir cengel gibi ayrı duran kanatları, hatları, sanatları sımsıkı birleştiren bir çengel. Rahlenin önünde heyecanla ustalık payesi bekleyen bir talebenin imtihanıdır vav harfi Çekilmezi en zor harf olduğundan dır bu. Çok maharetli, çok sabır isteyen bir harf. EBCED hesabında 6 demektir vav harfi. 6 amentüsü inanan insanın 6 yaradılışı hikayesi koca kainat işte bundandır kainatı temsil etmesi VAV harfinin. ALLAH c.c kelimesini karşılığı 66. Lalenin ki de öyle. Lale tek başına ALLAH c.c ismine temsil yeltenmiştir. Ancak VAV Harfi tek başına değil belki başka bir VAV’la beraber geldiğinde. İşte bundadır VAV’ın birliği dirliği beraberli haddini bilmesi bundandır.
Bir de Vav Hikayesi anlatılır ;
”  Osmanlı Devleti’nin en büyük hat sanatı ustalarından biri Hafız Osman, emekli olduktan sonra kafa dinlemek için o devrin en sakin semtlerinden biri olan Üsküdar’a yerleşir. Fırtınalı bir günde kayıkla Beşiktaş’a geçmek ister. Sahilden bir kayığa biner. Yol bitmek üzereyken kayıkçı ücretleri ister. Fakat Hafız Osman, yanına para almayı unuttuğunu fark eder. Tabii artık çok geçtir. Bir çare gelir aklına…Vav…
Kayıkçıya:
 -“Efendi, yanımda param yok, ben sana bir ‘vav’ yazayım; bunu sahaflara götür, karşılığını alırsın.” der.
Kayıkçı, yüzünü ekşitip söylenerek yazıyı alır. Bir zaman sonra kayıkçının yolu sahaflara düşer. Bakar ki yazılar, levhalar iyi fiyatlara alınıp satılıyor; cebindeki yazıyı hatırlar ve satıcıya götürür. Satıcı yazıyı alır almaz, ‘Hafız Osman Vav’ı’ diyerek açık artırmaya başlar. Sonunda çok iyi bir fiyata satar. Kayıkçı, bir haftalık kazancından daha fazlasını bu ‘vav’ ile kazanmıştır.Gel gelelim, bir gün Hafız Osman karşıya geçmek istediğinde yine aynı kayıkçıyla karşılaşır. Yol bitmek üzereyken ücretler toplanır. Hafız Osman da parayı kayıkçıya uzatır.                                      Kayıkçı:
-“Efendi, para istemez; sen bir ‘vav’ yaz yeter.” der.
Hafız Osman, tebessüm ederek cevap verir kayıkçıya:
-“Efendi, o ‘vav’ her zaman yazılmaz. Sen dua et, başka bir gün para kesemi yine evde unutayım…”
NETTEN ALINTIDIR....

12 Aralık 2017 Salı

KISSADAN HİSSE


Bir ormanda iki kişi ağaç kesiyormuş. Birinci adam sabahları erkenden kalkıyor, ağaç kesmeye başlıyormuş, bir ağaç devrilirken hemen diğerine geçiyormuş. Gün boyu ne dinleniyor ne öğle yemeği için kendine vakit ayırıyormuş. Aksamları da arkadaşından bir kaç saat sonra ağaç kesmeyi bırakıyormuş...
Ikinci adam ise arada bir dinleniyor ve hava kararmaya basladiginda eve dönüyormus. Bir hafta boyunca bu tempoda çalistiktan sonra ne kadar agaç kestiklerini saymaya baslamislar.
Sonuç: Ikinci adam çok daha fazla agaç kesmis. Birinci adam öfkelenmis: "Bu nasil olabilir? Ben daha çok çalistim. Senden daha erken ise basladim, senden daha geç bitirdim. Ama sen daha fazla agaç kestin. Bu isin sirri ne?"
Ikinci adam yüzünde tebessümle yanıt vermiş: 
Ortada bir sır yok.. Sen durmaksızın çalışırken, ben arada bir dinlenip baltamı biliyordum. Keskin baltayla, daha az çabayla daha çok ağaç kesilir.

"Kendimizi geliştirmek, baltamızı bilemektir. Kendimize zaman ayırıp, yaşamımızı objektif bir bakışla gözden geçirmektir. Zayıf bulduğumuz alanlarımızı geliştirmek için çaba göstermektir. Bu, zihnimizin, ruhumuzun, karakterimizin güçlenmesi için olmazsa olmaz bir koşuldur. Delhi'deki ünlü tapınakta Sokrat'ın su sözü yer alır: 
"İnsan Kendini Tanı." Kendini tanımak, su anda olduğumuz noktayla olmak istediğimiz nokta arasındaki yoldur. Kendini tanımak, kendimizi nasıl gördüğümüz ile başkalarının bizi nasıl gördüğü arasında fark olmaması anlamına gelir. Bireysel ve iş yaşamımızda başarılı, mutlu ve doyumlu olmak istiyorsak, baltamızı bilemek için kendimize zaman ayırmalıyız.
(ALINTIDIR)...

4 Aralık 2017 Pazartesi

MAYDANOZ VE DEREOTUNU BİRLİKTE TÜKETİN!!!

Bu iki otun beraber yenmesi durumunda ortaya çıkan ”Glaziovianin A ”adlı madde vücutta tümör oluşumunu engelliyormuş... 


 Rus bilim insanları tarafından yapılan araştırmalar sonucu ortaya çıkan bulgu,kanserin önlenmesi adına çok ucuz ve herkesin ulaşabileceği maddeler kullanılması nedeni ile büyük ilgi ile karşılanmış...

Dolayısı ile maydanoz ve dereotunu tüketirken mutlaka bu 2 yeşilliği bir arada tüketmeye özen gösterin diyor uzmanlar...
  
Mutfaklarda genellikle bu ikiliyi birlikte kullanıyoruz,mesela çorbalarda,kısırda,dolmalarda...

Bundan sonra daha fazla dikkat ederek birlikte tüketelim...Bir tutam dereotu bir yetişkinin C vitamini ihtiyacının yüzde 40'ını, A vitamini ihtiyacının ise yüzde 43'nü karşıladığı anne sütünü artırdığı , Maydanozun ise içerdiği esansiyel yağlar aracılığı ile kalıcı iltihaplara karşı etkili olup,astım ataklarını azalttığı,romatizma ve eklem ağrılarına iyi geldiği bilinmekte...Bu ikili birlikte tüketildiğinde ise sağlık deposu haline gelmekte...

21 Kasım 2017 Salı

YAZIMI KIŞA ÇEVİRDİN-KORAY AVCI


Aşık Kerem 

Yazımı Kışa Çevirdin
Bak Gözümde Yaşa Leyla'm
Mevlâ'm Ayrılık Vermesin
Gökde Uçan Kuşa Leylâ'm 

Aşkınla Yaktın Sinemi
Aldın Gittin Benden Beni
Viran Eyledin Hanemi
Vurdun Taştan Taşa Leylâ'm 

Yazımı Kışa Çevirdin
Karlar Yağdı Başa Leyla'm
Viran Oldu Evim Yurdum
Ne Söylesem Boşa Leyla'm 

Her An Gözümde Perdesin
Nere Baksam Sen Ordasın
Mevlâ'm Ayrılık Vermesin
Göğde Uçan Kuşa Leylâ'm 

Yarden Ayrı Kalmak Ölüm
Söyle Ne Olacak Halım
Böyle Kader Böyle Zulum
Gelir Garip Başa Leyla'm 

13 Kasım 2017 Pazartesi

TANITIM GÜNLERİ-SEMT MANAVIMIZ

Taze ve göze hitap eden güzelliği ile hergün alışveriş yaptığımız manavımız...
Güler yüzlü ,müşteriye hitabını bilen kaliteli meyve sebzesi ile 1 numara...
Manavımız Erzincan-Hocabey Mahallesinde hizmet veriyor...
Çok çeşitli ürün ve taze meyve sebze arayanların Manavı...


Erzincanlı takipçilerime ve yolu Erzincandan geçenlere   duyurulur...

3 Ağustos 2017 Perşembe

OD-İSKENDER PALA

"BİZ BU İLDEN GİDER OLDUK,KALANLARA SELAM OLSUN...."
BİZİM YUNUS-DERVİŞ YUNUS-YUNUS EMRE 

İskender PALA'nın çok güzel bir eseri olan OD'u okuyorum...
Başka bir duygu.başka bir alem...

18 Nisan 2017 Salı

ÇAM KOZALAĞININ FAYDALARI


Çam Kozalağının Faydalarını Duyunca Şaşıracaksınız!
Fazla araştırmadığımdan olsa gerek sadece havayı temizlediğini düşündüğüm çam ağacının kozalağının da yakacak olarak ve süs eşyası yapımında kullanıldığını biliyordum...Meğer ne çok faydası varmış...
Hatta Çam kozalağından yoğurt mayalandığını duyunca çok şaşırdım ve diğer blogumda yayınladım burada
Netten aldığım bilgilere göre;

  • Solunum Rahatsızlıkları: Çam kozalağı, öksürmede, balgam, bronşit gibi hastalıklarda kesin şifa sunmaktadır. Özellikle astım rahatsızlıklarında, tedavi edici bir etkiye sahiptir.
  • Akciğer Sorunları: Çam Kozalağı akciğerin temizlenmesine yardımcı olur. Vücudun gerekli olan mineralleri karşılamasından dolayı akciğer rahatsızlıklarına neden olan ve sigara gibi zehirli dumanların kalıcı zararlarını ortadan kaldırmaktadır.
  • Grip ve Nezle: Bugün birçok doktor ve uzman bilim insanları çam kozalağının işlenmesi, yağının çıkartılması ya da reçel yapılmasıyla ve tüketilmesi halinde tüm kış boyunca hastalık geçirmeyeceğini belirtmektedirler. Bağışıklığı arttıran bir etkiye sahip olan Çam Kozalağı, nadir bulunan özel bileşenleri içeriğinde barındırmaktadır.
  • Saçları Besler: Çam yağının saçlara sürülmesi saç kökleri beslediği bilimsel olarak ispatlanmıştır. Özellikle kadın ya da erkeklerin saç dökülmeleri şikayetlerinde Çam Kozalağı yağı, etkili bir formül olarak kendini kanıtlamaktadır. Böylece dökülen saçların yerini, yeni saçlar alarak Çam Kozalağı, birçok mucizevi şifasını ortaya koymaktadır.

           Faydaları Saymakla Bitmiyor;
  • Çam kozalaklarında bulunan pinen solunum kaynaklı sorunların tedavisinde kullanılır.
  • Öksürme, bronşit, boğaz ağrıları, nefes darlığı gibi sorunları tedavi edicidir.
  • Akciğeri temizler, nefes almada çekilen rahatsızlıkları giderir.
  • Bağışık sistemini güçlendirir.
  • Hastalık yayıcı mikroplara karşı vücudun daha dinç kalmasını sağlar.
  • Psikolojik sorunlardan kaynaklı salgılanan hormonlarda kişinin daha rahat hissetmesini sağlamaktadır.
  • İnsan metabolizmasını düzene sokar, uyku sorunlarına çözüm getirir.
  • Odaklanma kabiliyetini arttırır.
Çam Kozalağı Yan Etkileri (Zararları)

  • Olgunlaşmayan Kozalak: Mide sindirimi için olumlu bir tepki vermez ve mide rahatsızlıklarına yol açabilir.
  • Çam Kozalağı Suyunun Fazla Tüketilmesi: Aşırı tüketim yarardan çok zararlı etkenleri oluşturabilir. Bu yüzden yerinde ve kararında Çam kozalağı reçeli, çayını ya da suyunun içilmesi günlük 1 bardağı geçmemelidir.



Çam Kozalağıla İlgili Pratik Bilgiler;
  • Çam kozalağı eğer sirkeyle karıştırılıp gargara yapılırsa diş ve diş eti ağrılarına iyi gelir. Plakları temizler ve dişleri rahatlatır.
  • 1 fincan zeytinyağı, 60 gram çam fıstığı, 35 gram balmumu birlikte erimesi ve sıcaklığını geçirdiğinde yaralara sürülmesi, hücreyi ve deriyi besleyerek hızlı bir şekilde yaraların kapanmasını ve kabuk bağlamasına yardımcı olur.
Çam Kozalağının Besin Değerleri

Günde 1 bardak çam kozalağı suda kaynatılarak içilirse;
40 gram protein,
19 mg kalsiyum,
3,9 g şeker
14 gram karbonhidrat
60 mg potasyum bulunmaktadır.(ALINTIDIR)

21 Şubat 2017 Salı

KETEN TOHUMU

Keten Tohumu Faydaları: Ağız boşluğu, boğaz ve diş eti rahatsızlığı gargara olarak kullanılır. Öksürüğü giderir. Mide, bağırsak sorunlarına iyi gelir. Bağırsağı yumuşatır, kabızlığa, Konsantrasyon bozukluğuna, yaşlanmaya bağlı dikkat dağınıklığına, ruhsal bozukluklara karşı iyi gelir. Kalp, damar hastalıklarından korur. Özellikle menopoz döneminde yararlı olur. Menopoza bağlı şikâyetleri hafifletir. kemikleri, bağışıklık ile sinir sistemi ve hafızayı güçlendirir. Ldl kolesterol ve trigliserit seviyesini, yüksek tansiyonu düşürür. Romatizmal hastalıkları önler. Kan şekerini dengeler. Keten tohumu; Haricen kullanılarak yaraların çabuk iyileşmesini sağlar. Egzama ve sedef hastalıkları ile nasırlarda kompres olarak kullanılır. Solunum yolu hastalıklarında olumlu etki yapar. 



Keten Tohumu Yağı Ne İşe Yarar, Faydaları:

Keten tohumundan elde edilen yağında başta kanseri durdurma veya azaltma etkisinin yanında birçok hastalığın tedavisi için kullanılmaktadır. 
Keten tohumu yağı, yüksek miktarda doymamış, çok olmasa da doymuş yağ, fazla miktarda potasyum, az miktarda magnezyum, çinko ve çok fazla değişik vitamin içerir.
100 gram keten tohumu yağı içerisinde 13, 4 mg E vitamini bulunur. N3 yağ asidi oranı omega6’ nın yaklaşık olarak 4 katı kadardır.
Bitkisel östrojen olarak bilinen lignanın en çok bulunduğu keten tohumu, diyetisyenler tarafından çok önerilir. Keten tohumunda bulunan lignan, hormonsal kanser çeşitleri içinde örnek olarak; prostat, göğüs vb. kanser türlerinin seks hormonlarına baskı yapıp, kansere karşı bir çeşit koruma yapar. Bundan ayrı ur hücresi oluşumunu ve büyümesini durdurarak, yeni bir hücre olmaması ya da var olan bir hücrenin büyümesini engelleyerek, kanser olma riskini en aza indirir. 
Keten Tohumu yağı, cilt ve gut hastalığına karşı olarak koruma sağlar, gut rahatsızlığı nedeniyle meydana gelen şişlikleri ve eklem ağrılarını giderir. Sedef, Egzama ve akne rahatsızlıklarına kırmızı lekeler ve benzeri deri rahatsızlıklarına iyi gelir. Bunlarla birlikte yağı güneş yanıkları tedavisi için kullanıldığı zaman hızlı bir iyileştirme yaptığı bilinir.
Keten Tohumu yağı, tırnakları ve saçları besler: içinde çok fazla barındırdığı omega3 yağ asitleri tırnak ve saçların sağlıklı olarak uzamasına etkili olduğu görülmüştür.
Keten tohumu yağı, kanserin oluşumunu engeller ve yaşlanma belirtisini geciktirir.
Bünyesindeki lignanın kolon, prostat, göğüs ile cilt kanserine karşı koruma sağladığı inanılır.
Kadın kısırlığı ve menopoz rahatsızlığını tedavi eder: kadınlarda görülen kısırlık için rahim fonksiyonunu güçlendirip, kısırlık sebebini yok edici bir etkisi vardır.

6 Şubat 2017 Pazartesi

KİTAPLAR-KİTAPLAR

Kitapyurdundan aldığımız kitaplar...

Özellikle Barış MUSLU'nun bu kitabı muhteşem,beynini yönetebilir,hastalıklarını bertaraf  edebilirsin diyor...

29 Aralık 2016 Perşembe

LEPTİN HORMONU



Leptin Hormonu Ne Zaman Devreye Girer

Leptin hormonu ne zaman devreye girer, Leptin hormonu vücutta yağları yakan ve iştahın kapanmasına sebep olan bir hormondur. Aynı zamanda vücuttaki diğer hormonların işleyişini idare eder. Vücutta tiroit hormonlarına, pankreasa, seks ve stres hormonlarına emreden özelliği bulunmaktadır. İnsanlar ağızlarına bir besin maddesi koyduklarında hemen kan şekeri yükselir. Kan şekerinin yükselmesi aynı zamanda insülin hormonunun yükselmesi demektir. Bundan 2 saat sonra da insülin hormonunda düşme olur. Bu süreçte vücutta olan şeker enerjiye dönüştürülür. 2 saat sonra ise glukagon hormonu depo edilen şekeri enerjiye dönüştürmeye başlar. Bu işlemlerin ardından Leptin hormonu devreye girmektedir. Bu süreçte vücutta yağ yakılmaya başlanır. Artık depo edilen yağlar yakılarak enerjiye çevrilir. Yani 4 saatlik aralıklarla yemek yenirse metabolik açıdan yağların yakılma süreci başlamış olur ve devamında da yakılmaya devam eder. Bu yüzden insanlar sık yemek yediklerinde sürekli olarak insülin salgılanır, bunun devamında vücutta insülin direnci oluşmaya başlar. Bu yüzden insanların çoğu kilo vermekte zorlanır. Hatta az yemek yeseler bile kilo vermez hale gelirler.

Leptin hormonunun devreye girmesi ne zaman olur?

Leptin hormonunun işleyişi hakkında sizlere yukarda bilgi verdik. Bu hormonun salgılanması için 2 koşulun meydana gelmesi gerekir. Leptin hormonu yediğiniz her lokmadan sonraki 4. saatte salgılanmaya başlar. Hormonun yağ yakımı için devreye girmesi dört saat sonra olur. Bu sürede sakız bile çiğnememeniz gerekir. Böylece Leptin hormonu vücut depolarına girerek, yağları yakar ve ihtiyacınız olan enerjiyi sizlere sağlar. Bu durum uzmanların sıkça dile getirdiği az ve sık yeme kuralının tam tersidir. Gerçekten az ve sık yeme çoğu insülin direnci hastalarının ana sebebidir. Bu kısa sürede kan şekeri hızla tavan yapmakta ve ardından hızlı bir şekilde düşmektedir. Böyle açlık hissedilmesi de Leptin hormonu salgılanmasına engel olmaktadır. Önemli olan konu 4 saat sonra Leptin hormonu salgılanmasını başlatabilmek ve bu salgılanmanın mümkün olduğu kadar uzun tutulmasını sağlamaktır.

Acıkma hissi olduğunda, herhangi bir şey yenmediği takdirde, vücut bunu kıtlık gibi algılamakta ve enerjiye dönüştürülmesi gereken yağları yakmamakta, bunları tasarruflu bir şekilde kullanmaya başlar. Çünkü hedefi kıtlık durumunda daha uzun süre hayatta kalmayı başarmaktır. Bu yüzden kilo vermek isteyenlerin aç durumda uzun süre kalması kilo vermelerine olumsuz etki yapar. Ancak uzun süre tok hissiyle herhangi bir şey yemeden kalırsanız, salgılan Leptin hormonu sayesinde vücuttaki depolarda bulunan yağlar yakılabilir. Bu yüzden öğünlerde yeteri kadar yiyecek yenmeli ve 4 saat sonra Leptin hormonunun devreye girmesi sağlamalıdır.ALINTIDIR

     Hormonlarla ilgili bilgi almak için tıkkkkkkk

Ve Selahattin DÖNMEZ den diyet önerisi...

28 Aralık 2016 Çarşamba

DEBBİE MACOMBER



Debbie Macomber (22 Ekim 1948 doğumlu Yakima, Washington ) en çok satan Amerikan 150''den fazla aşk romanları ve çağdaş kadın kurgu yazarı . Onun kitapları yüz milyondan fazla kopya dünya çapında baskı, ve bir Evlilik , Bu Madde , bir oldu made-for-tv-film 1998 yılında Macomber açılış şampiyonu oldu fan Romantik Quill Ödülü, 2005 yılında oylanan ve bir verilmiştir Amerika Romantik Yazarlar RITA Ödülü.

Kitapları dünya çapında 140 milyondan fazla satan Debbie Macomber, günümüzün önde gelen popüler yazarları arasındadır. Tecrübelerinden ve gözlemlerinden yola çıkarak yarattığı zorlu karakterlere hayat verebilme yeteneğiyle tanınan yazar, küçük yerleşimlerdeki ev ve aile yaşantısı ile kalıcı dostluklar üzerine kalpleri ısıtan, keyifli ve eğlenceli hikâyeler yazmaktadır. Her kitabıyla dünyada büyük ilgi uyandıran Macomber, aynı zamanda çok satanlar listesinin daimi yazarlarından biridir. Macomber’ın eserleri, satışa çıktığı ilk hafta New York Times, USA Today ve Publishers Weekly listelerinde yerini almayı başarmıştır.

İlk kitabıyla birlikte oldukça geniş bir okuyucu kitlesine ulaşmayı başaran Macomber, yakın zamanda Türkiye’de de yayımlanacak The Christmas Basket adlı kitabıyla 2005 yılında Rita Ödülleri / “En İyi Roman” ödülünü kazanmıştır. Bunun dışında da birçok ödüle layık görülen Macomber, Quill Ödülleri’nde “Okuyucunun Seçtiği Roman” ödülünü de alarak bir ilke imza atmıştır.

Küçük Mucizeler Dükkanı ve Serisi Dünyada milyonlarca satmıştır...Benimde elimde bulunan ve ve bir kaçını okuduğum seriden... 

“Artık o eski tasasız kız değilim. Yaşadığım her günün değerini biliyorum. Çünkü hayatın ne kadar değerli olduğunu öğrendim… Hiçbir şeyi, özellikle de hayatı hafife almaz oldum. Artık hiçbir günümü boşa geçirmiyorum. Çektiğim acıların karşılıklarının olduğunu öğrendim…”
Hayatın içinden dört güçlü kadın…
Küçük mucizeler, büyük umutlar..
Ve dostluğun iyileştirici gücüne dair sımsıcak bir hikâye…
Bu kitapta mutlaka kendinizden bir şeyler bulacaksınız!
diyor yazar kitabında...

Hayatın içinden karakterle dolu bir seri...
Dizi film izlerken alınan keyif gibi,sürükleyici ve kadınlara hitap ediyor...